Hakkımda

1975 yılında İstanbul’da doğdum. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunuyum. Evli ve iki çocuk annesiyim.

İşimdeki yolculuğum uzun yıllar çeşitli sektörlerde çalıştıktan sonra en son kendi restoranımın işletmeciliğini yapmakla devam etti. 2015 yılında, çoğu insanın yaşadığı gibi yoğun strese bağlı bir sürecim oldu. 1 ayda 16 kg vermiştim her şeyin mükemmel olmasını istediğim için… Büyük hayallerle, özveriyle ve masrafla açtığım restoranın herkesin istediği kalitede hizmet vermesini istiyordum. (Çoğu insanın hayali de bu değil midir?) Aslında istediklerimi gerçekleştirmiştim ancak bunları yaparken ihmal ettiklerim de vardı. Çocuklarım, eşim, ailem ve tabii hepsinden de öte kendimi unutmuştum. Bütün hayatım sadece iş olmuştu ve ben bunun farkında bile değildim. İnsan bazen kendi farkında olmuyor, bu istemediği için değildir. (Arada kabul edilmese de) Bir sarmalın içinde döner durursunuz ta ki bir yere toslayana kadar… Ve ben de toslamıştım. Restoranı açtıktan 1,5 yıl sonra kalp krizi geçiriyorum sanıp doktora gittim ve doktor bunun kalp rahatsızlığı olmadığını “panik atak” olduğunu söyledi. Bana rahatlatıcı ilaç önerdi. O an kalakalmıştım çünkü bu daha önce bilmediğim, yabancı olduğum bir şeydi. İlk aklıma gelen “Nasıl olur ben bu ilacı nasıl kullanırım?” sorusuydu. Doktorla bununla ilgili konuşurken bana “Merak etme çoğu insan kullanmak zorunda kalabiliyor.” demişti. Haklı olabilirdi ancak bunun başka bir yolu olmalıydı, ama neydi?

Çok düşündüm, hayalimi kurarken hiç böyle olsun istememiştim. Her şey yolunda olacaktı, keyifle işimi yapıp para kazanacaktım. Öyle de oldu. İşimi zevkle yaptım, para kazandım. Sanırım bunlar olurken fazla kaptırıp hiç nefes almamışım. Bunun bedelini de hasta olarak kendime ödetmişim.

Bazen para kazanmak, işinizin olması eğer sağlığınız yerinde olmazsa, tek başına yeterli olmuyor. Restoranı devrettikten sonra bunu daha iyi anladım.

Sonra ne mi oldu? Biraz kendi kendimle kaldım nasıl düzelirim diye. Bu arada laf aramızda bu yaşıma kadar hiç kendimi düşünmemişim. Ne severim-ne sevmem, ben gerçekte kimim, ne istiyorum? Çünkü evlenene kadar ebeveynlerim ve onların istekleri için, evlendikten sonra da eşim ve çocuklarım için yaşayınca insan kendini bulamıyormuş. Ben de birçok insan gibi kendimi geç keşfettim, keşfedince de yeni bir ben oldum. İlk zamanlar garip geliyor insana, yıllardır aynı olan ben şimdi başka biri mi olacaktım?

Hülya Sevindir

Yaşam Koçluğu, Thetahealing, Aile Terapisi, İlişki ve Öğrenci Koçluğu, Nefes Koçluğu, NLP Uzmanlığı ve Bio enerji alanlarında eğitimler almıştır. Bunların yanı sıra “işaret dili” eğitimi alarak işitme engelli danışanların rahatça kendini ifade etmelerine olanak sağlamıştır.

Eğer siz de içinizdeki doğruyu bulmak istiyorsanız,

“Hep hatırlayın; bir şeyi başarabileceğinize inanmak sonuca ulaşacağınız yoldaki en büyük adımdır.”

Elbette ki değil, önceki Hülya ile şimdiki Hülya aynı; sadece zihni, aklı, bakış açısı, konulara ve olaylara yaklaşımı farklı oldu. Tıpkı yeme-içme alışkanlığımıza bağlı olarak değişen vücudumuzun şekli gibi… Kolay olmadı “konforlu alan” olarak bildiğim hayatımı değiştirmek. Sanırım bunu en güzel örnek vererek daha iyi açıklarım.

Mesela, hayatın kendi başlı başına bir bilinmez ama kimse bunu yaşamaktan korkmuyor, tereddüt etmiyoruz. Tabii ki endişelenir, merak ederiz insanın doğasında var bununla birlikte kimse konforu bozulsun istemez. Sadece iyi ve güzel olsun diye elimizden geleni yaparız. Yaşımız ilerledikçe de “Şimdiki aklım olsa böyle yapardım.” deriz. O zamanki aklımızı, tavrımızı, bakış açımızı beğenmeyebiliriz çünkü artık değişmişizdir, biz eski biz değilizdir. Her ne kadar “değişim” insanı ürkütse de karşı koyamadığımız bir şey var; hayat, yaşadıklarımız ve insanlar iyi ya da kötü bizi değiştiriyor. Bunun farkına varıp biz isteyerek yaparsak bu değişimi, içimizden daha iyi bir “ben” çıkıyor. Bazı şeyleri yaşayarak tecrübe edebiliriz.

Ben de öyle yaptım. Restoranı devrettikten sonra kendi kendime kalınca elbette zorlandım. Kendimi işe yaramaz hissettiğim anlar da “Şimdi ne yapacağım?” dediğim de oldu. Kimsenin beni anlamadığını düşündüğüm bir vakit kendime “Sen kendini anlıyor musun ki?” dedim. O an gerçekten “ben” olmayı kendimi anlamayı denemek istedim. İşe çok basit şeylerle başladım. Neleri sevip-sevmediğimi (aklınıza gelecek her konuda), hobilerimi, hayallerimi sorguladım. Hiçbir şey için “Şimdi bu yapılır mı, bu yaşta yapılır mı, el alem ne der.” Diye düşünmedim. (el alem hep konuşur, biz izin verdiğimiz sürece)  Böylece kendimi toparlamaya daha iyi olmaya başlamıştım. Bu durum değişik gelse de hoşuma gitmeye başlamıştı ve kendimi iyileştirmiştim; meğer şifa insanın kendisiymiş, önemli olan iyileşmek isteyin. Bunu deneyimlemek, bu keşif yolculuğuna çıkmak kadar güzel bir şey olamazdı. Ben bunun farkına varabildiğim için çok şanslıydım. Her şey daha güzel olmuş, etrafımdakiler de benimle beraber değişmeye başlamıştı ve bu keşif bana iyi gelmişti. Çevremdekilerde gördü, tanık oldu bendeki bu değişikliğe ve merak ediyorlardı “nasıl” diye. Bu soru aklıma bir şey getirmişti. Kendimi iyi ettiğime göre başkalarıyla da paylaşmalıydım. Herkesin kendi keşif yolculuklarına nasıl çıkacaklarına yardımcı olabilirdim. Araştırmalar sonrasında Thetahealing uygulayıcısı ve eğitmeni oldum. Yeditepe Üniversitesinin sertifika programlarıyla eğitimler, psikoloji ve daha birçok konu üzerine eğitimlere, seminerlere katıldım.

Gördüm ve tecrübe ettim ki; hayatımız boyunca (çocukluk dahil) olaylar ve yaşananlar karşısındaki tavrımız, tepkimiz, düşüncelerimiz, davranışlarımız o anki duyguyu ifade edip dışarı atamayışımız ruhumuzu, zihnimizi ya da bedenimizi maalesef hasta ediyor. Bütün bilgimi ve tecrübemi şimdi ihtiyacı olan herkesle paylaşıp bireylerin kendilerini daha iyi hissetmelerine, hayat kalitelerini arttırmalarına, gerçekten nefes almanın nasıl bir his olduğunu anlamalarına, geçmişe ait duygu ve hisleri boşaltınca nasıl özgürleşildiğini fark etmelerine yardımcı olmak, onlarla kendi keşif yolculuklarında bunu deneyimlerken yanlarında olmak en büyük isteğim oldu.

Amacım; bireylere hayatlarını daha sağlıklı, daha kaliteli, daha mutlu ve pozitif yaşamalarının mümkün olduğunu, farklı bakış açılarının da olabileceğini ve hayatta sonsuz olasılıkların var olduğunu göstermektir.

Kişinin kendi başlı başına bir MUCİZE’dir. Bunun için kişisel gelişim alanlarında çalışmalar yaparak stresi yönetmeyi, hastalıkları iyileştirmeyi ve içlerindeki MUCİZE’ye  tanık olmalarını sağlamayı amaçlıyorum.

MUCİZE SİZSİNİZ…

Sertifikalar

Videolarıma Göz Atın